Berkin Bozdoğan's profileHikmeti Kendinden Menkul...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
|
Hikmeti Kendinden Menkul Kıymetler Borsası9/23/2008 Neden Sanal Dünyalarda Saatler Geçiriyoruz?
Neden insanların World of Warcraft, Age of Conan, Everquest, EVE Online gibi MMORPG olarak anılan ve sanal karakterlerle dünyaya hükmedilen oyunların başında saatler geçirdiğini biliyor musunuz? Hayattan aradıklarını bulamadıkları ve oyun dünyalarının onlara daha adil davranacağını bildikleri için.Hayatın en önemli kurallarından birisini This Is America adlı TV programının yapımcısı Dennis Wholey bir cümleyle açıklıyor: "İyi bir insan olduğunuz için dünyanın size adil davranmasını beklemek, etyemez olduğunuz için bir boğanın size saldırmamasını beklemek gibidir." Yani doğanın en temel kuralı adalet değil tarafsızlıktır. Aynı zamanda bunun yanına en uygun olanın yaşadığı doğal seçimi de eklemek gerekiyor. Yani besin zincirinin veya üstünlük kavramını değerlendirdiğiniz zincirin ne kadar üstündeyseniz o kadar rahatsınız demektir. Öteki türlü, doğa ve doğal olan diğer şeyler, sizin niyet/amel çizelgenize bakmadan elenecek muhtemel hedefler arasında sizi "diğerleriyle" beraber göstermektedir. Diğerleriyle kısmını vurgulamamın sebebi, kendinize göre diğeri olarak gördükleriniz arasından, kendinizi, sadece ötekileri "diğeri" olarak anarak sıyıramayacağınız gerçeği. Bu konuda anlaştık mı? Sanal Dünyanın Farkı Sanal dünya ise farklıdır. Milyonlarca oyuncunun bulunduğu sanal dünyalarda insanlar sizleri görünüşünüzle, memleketinizle (WoW'da Yunanlar olduğu sürece Türkler'i herkes sever, merak etmeyin), konuşmanızla (elbette iletişim önemli ama sizi duymuyorlar) değil, daha çok sahip olduğunuz oyun içi nitelikler ve yer yer de oyunla ilgili yeteneğinizle yargılarlar. Eh, yeterince deneyiminiz varsa ve geri zekâlı değilseniz bir noktadan sonra diğerleri üzerinde oyun içinde geçerli bir üstünlük kurabiliyorsunuz. Oyunda Herkes Eşittir Oyun dünyalarında da herkes eşittir ama bazıları daha eşittir. Eğer siz yeterli miktarda vakit ayırır ve oyun içindeki dinamikleri değerlendirirseniz, orada idare ettiğiniz karakteriniz (yani aslında siz) bütün mümkün olan her türlü eşya, silah ve üstün niteliklere sahip oluyor. Ayrıca bu yatırım size her zaman geri dönüyor. Yani oyun içinde belirli işleri yaptığınız sürece oyun sunucularının afaki bir vakitte fişi çekilene kadar yatırımınızın karşılığını mükemmel şekilde (ama sanal olarak) alıyorsunuz. Yani sanal dünyalarda yatırım dönüşü (return on investment) oldukça verimlidir. Gerçek Dünya Mezalimi Bir de gerçek dünyaya bakalım: Yaptığınız yatırımlar hayatın saçma dinamikleri arasında eriyip gidebilir. Paranızı yatırdığınız banka batabilir, birlikte yuva kurmayı düşündüğünüz insana karşı yönden gelen bir kamyon one-shot çekebilir, günlerce hazırladığınız projeye son anda bir ordu gibi gelen proje ekibi l0l n00b nidalarıyla nanik yapabilir, hayatınızın iş fırsatını kovalarken Sha'tari Skyguard'la ilgisi olmayan bir kuş explosive charge'ı ceketinizin üzerine bırakabilir... Bunlar kötü şeyler; ama açık konuşalım: Tanrısal adalet sistemi, doğada bulunmuyor ve tanrısal adaletin bulunmasının bir sebebi de genele baktığınızda doğanın barındırdığı tarafsızlık ilkesi sebebiyle zarar görenleri bir anlamda memnun etmek. Ama oyun dünyalarında bulunan adalet, ne tanrısal adalet gibi tecellisi bir başka âlem bırakılmış bir şey, ne de doğanın tarafsızlığı kadar sürekli sizi zarara sürükleme ihtimali olan etmenleri yaratıyor. Üstün Doğulmaz, Üstün Olunur Oynadığınız kadar üstünsünüz, iyisiniz ve besin zincirinin üstündesiniz. Sürpriz yok: Her şeyin matematiksel mükemmellikler çerçevesinde programlandığı bu dünyalarda ihtimaller en ince ayrıntılarına kadar hesaplanabiliyor. Yani gerçek hayat gibi değil; adaletten değil ama belki şansların eşitliğinden bahsedebileceğimiz bir yer... İnsanlar yatırımlarının dönüşünü hakkıyla verdiği için bu oyunları seviyorlar. Hayat ise böyle değil. Güzel günler dilerim. 2/16/2008 Sayısal SevgiHayallarin çevrimdışı kaldığı bir dünya internet. Ağlar arası ağ anlamındaki "internetworks network" sözcüğünden geldiği rivayeti aklımda sürekli nedense. Başkalarındakini tüketmeden kendimize de bir parça almamızı sağlayan bir teknoloji sayısallık. Kopyala veriyi ve sadece bir veri yığınına dönüştürülebilen bir parça eseri kendine de alıyorsun. Verendeki eksilmiyor ama alandaki çoğalıyor. 2/3/2008 Şarkılar Bile YavaşlarBazen şarkılar bile yavaşlar, adım adım gelir seslerin hepsi. Her adımda gerek ve yeter doza düşer beher notanın süresi. Yavaş çekimde ilerler eserdeki her söz, ağır aksak. Ne hikmetse yine bozulmadan gelir şarkının sesi.
Sonra da geçer gider işte. Bir anlık duraksamayı atlatır, hayata devm edersiniz. Daha gerçek şeylerin gerginliği içinde bulunduğunuz yavaş çekim anından, sindire sindire geçen o andan alır, uzağa götürür sizi. 1/25/2008 Güzel Bir Gün ve BonsaiKendimle olan savaşı kaybetmek üzereyken aslında savaşın içinde olmadığımı anladığım an, önemli bir dönüm noktasıydı... Bugündü, bugünde kalacak bir noktanın ardındaki zaman çizgileriyle anlatılabilecek ve ileride bir noktada bugünün gölgesiyle kesişecek bir ışık olmasını umduğum yolun başlangıcı. Belki de sadece yaşamış olmak için yaşanmış, birkaç çekingen duygunun dışa vurulup da yanardağın eteklerindeki basıncı azaltmasıydı olanlar. Kim bilir, belki de gerilimi iyice artırmaktan başka bir şey değildir aklımdan geçenler. Kimse bilmiyor ya, yaşanıp görülecek hepsi; adım adım, tane tane. Çok niyetsiz ve gönülsüz, seçesi olmadan seçmek, izlemek istemeden peşine düşmek gibi garip arayışları yanlış yollarda sonlandırma korkusu hep benimle olsa da, yaşanacağı engellemek imkânsız gibi. Geri dönüşlere en elverişli yolları bile geri yürümek bir kayıpken ilerlemek, gerektiğinde de durmadan devam etmesini bilmek belki de yeni moda bir erdemdir. Erdemler mi bizi değerli yapar yoksa boyun eğilen arzular mı, sorusunun cevabı gibi, her noktada farklı yanıtlar aldığımız meselelerin en nihayetinde gelip dayandığı yer, yine kendimiziz. Bizi biz yapan, bizi bir başkası yapan; hatta yeri geldiğinde bizi başka birine kandıran biz... Bunları şimdilik boş verdim. Elimde karpal tünelin sızısı ve yüzümde medeniyeti çeyrek gece bir ifadeyle uyuyacağım. Ne olursa olsun, güzel bir günün tanımını yap deseler, herhalde yine böyle bir günü anlatırdım. Ne mi oldu? Olanın önemi yok; olabileceklerin ihtimalleri var. Ayrıca kalksam gitsem o uzaklara, elimde solacak bir demet çiçekle değil, bir tane bonsai ile giderdim. Her şeyin özeti, tek bir saksıda minyatür bir hayatın kendisi. Bir insana daha güzel ne sunulabilir ki? 盆栽 10/19/2007 "Hayır"lı Pazarlar DilerimPazar günü ne yapacağınızı biliyorsunuz. Gidip, gün gelip ulusumuzun olmadık yerimize kaçabilecek kararların alınmasını sağlayacak bir referandumu hayır oylarıyla reddedeceksiniz. Kabul edecek koyuncuklara iyi güdülmeler diliyorum. Böyle iktidarlar ancak sizin gibiler üzerine yükselebilir. Tüm HAYIRcılar için geliyor. Disturbed - Land of Confusion: 9/24/2007 Hakkımda Bir Yorum
"draften sie dort bitte du schlechtens schweine tarzı bir harrass beklemiştim ama sen gayet kibar bir ingiliz bey-efendisi nizamıyla draft'ı call ettin yanee" - Can Ayas, Turkiye Ulusal Turnuvası sonrasında
9/22/2007 Ruhu Yeniden BaşlatmakEn yeni derlenmiş sistem çekirdeğinin yüklenmesidir ruhu yeniden başlatmak. Anlamsız hareketlerin, aciz varlığı olası bir bellek hatasından kurtardığı kadar rastgele, su damlasının yarattığı dalgalanma kadar...
devamı için İŞ GÜÇ ENERJİ |
|
|||
|
|